Multipl Skleroz ve Zihin-Beden Bağlantısı

1924
08 Ocak 2016 Cuma
Multipl Skleroz ve Zihin-Beden Bağlantısı

Zihin ve beden aslında ikisi ayrılmaz şekilde birbiriyle bağlantılıdır. Zihnimiz semptomları kötüleştirebiliyorsa neden ayrıca iyileştiremesin?

Zihin ve bedenden sanki iki ayrı şey gibi bahsediyoruz, ancak aslında ikisi ayrılmaz şekilde birbiriyle bağlantılıdır. Bedenimizin yaptığı neredeyse her şey beyin ve omurilikten, nam-ı diğer merkezi sinir sisteminden (MSS) gelen girdiler ile kontrol edilmekte veya düzenlenmektedir. Gerçekte bu yüksek etkileşim bize birçok farklı ortam ve durumda bir sağkalım mekanizması sağlamıştır – örneğin tarih öncesi çağlarda mükemmel avcı – toplayıcı olmamızı sağlamıştır.

‘Dövüş ya da Kaç’ Refleksi

Beyin tehlikeyi sezdiğinde, böbrek üstü bezlerinin (böbreklerin üzerinde yer alan) stres hormonları olan adrenalin ve kortizol salgılamasını tetikler. Bu durum bedeni eyleme hazırlamak üzere tasarlanmış çeşitli fizyolojik değişiklikleri tetikler: solunum ve kalp hızında artış, kan basıncında yükselme, beyne ve uzuvlara kan akışında artış, kan şekerinde hızlı yükselme ve sindirim sisteminde yavaşlama ve mide asiditesinde artış. Bu ‘dövüş ya da kaç’ refleksi atalarımızın sağkalımı için kritik iken, modern zamanlarda bizim aleyhimize işleyebilmektedir.

Problem beynin bir kaplan tarafından kovalanmak gibi gerçek bir fiziksel tehlike ile bu ayın kredi kartı faturasını nasıl ödeyeceğiniz konusunda endişelenmek gibi hayali bir korku arasındaki farkı anlayamamasıdır. Yaşadığınız gerginlik hissi ve kaynayan mide eyleme hazırlanan dövüş ya da kaç refleksidir. Bu nedenle stres uzun vadede sağlığınız için ciddi problemlere yol açabilir. Artmış kortizol düzeyleri immün sistemi zayıflatarak sizi soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlar açısından artmış riske maruz bırakabilirken, adrenalin kan basıncını yükselterek kardiyovasküler sistemi strese sokabilir. Diğer bir deyişle fizyolojik durumumuz fiziksel sağlığımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.

Zihin-Beden Bağlantısı

Bilim adamları beden ve zihin arasındaki ilişkiden uzun süredir haberdar olup, araştırmalarda zihnin immün sistemi nasıl etkileyebileceğini göstermiştir. Örneğin, tıp öğrencilerinden sınav haftası öncesinde ve sınav sırasında kan örneklerinin alındığı bir çalışmada öğrencilerin stres altında daha düşük T-hücreleri düzeylerine (bakterilere saldıran ve yok eden hücreler) sahip olduğunu gösterilmiştir.

Peki, zihnimiz semptomları kötüleştirebiliyorsa neden ayrıca iyileştiremesin? Sözde plasebo etkisi de bunun mükemmel bir örneği. Bir ilacın ne kadar etkili olduğunu değerlendirmek üzere, araştırıcılar genellikle gönüllüleri iki gruba ayırırlar – bir grup ilaçla tedavi edilirken diğer grup ilaca benzeyen ancak etkin madde içermeyen bir plasebo kullanır. İlginç bir şekilde bazı hastalıklarda plasebo alan bazı kişilerde de iyileşme olabildiği gösterilmiştir. Garip bir biçimde, bu durum plasebo aldıklarının farkında oldukları durumlarda bile meydana gelebilir. Bunun nedenleri tam olarak anlaşılamamaktadır ve artmış doktor ilgisinden kaynaklanıyor olabilir. Yine de bunların hiçbiri 2000 yıldan uzun süre önce ‘Her birimizin içindeki doğal iyileşme gücü iyileşmedeki en büyük güçtür’ diyen Hippocrates için şaşırtıcı olmazdı.

Sağlıklı Bir Tutum Takınmak

MS gibi zorlukları olan bir hastalıkla yaşamak bazen gereğinden fazla stres ve kaygıya yol açabilmektedir. Gerçekte, hastaların yarısından fazlası bir aşamada depresyon yaşamaktadır. Zaman zaman kaygılı hissetmeniz anlaşılabilir bir durumken, tüm veriler pozitif bir ruh halini korumanın sağlığınız için faydalı olabileceğini göstermektedir.

Meditasyonun, kaygıyı azaltmak ve kan basıncını düşürmek ile birçok sağlık faydasını beraberinde getirdiği gösterilmiştir. İster bir meditasyon kursuna katılın, ister giderek daha fazla popülarite kazanan telefon aplikasyonlarını indirin ya da her sabah on dakikanızı sessizce nefes almaya ve zihninizi temizlemeye ayırın; bu, zihinsel ve fiziksel sağlığınızda büyük bir fark yaratabilir.

Bilişsel davranış tedavisi – zararlı düşüncelerle başa çıkmamıza ve daha iyi başa çıkma stratejileri geliştirmemize yardımcı olan bir danışmanlık şekli – stres ve kaygı kontrolünde bir diğer faydalı araç olup, kronik yorgunluk gibi uzun vadeli bazı sağlık sorunları için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Belki de en faydalı strateji sadece hisleriniz hakkında konuşmaktır. 

Sağlıklı Beden, Sağlıklı Zihin… Daha Sağlıklı Beden

Zihinsel durumumuzun bedenimizi etkileyebileceği net olmakla birlikte, aslında durum iki yönlüdür. Egzersizin fiziksel faydaları uzun süredir bilinmekte olup, egzersizin zihinsel durumu da iyileştirdiğini düşündüren kanıtlar artmaktadır. Elbette, havuza girmek ya da kısa bir yürüyüş için spor ayakkabılarınızı ayağınıza geçirmek yorgun ve kaygılı anınızda yapmak isteyeceğiniz son şey olacaktır, ancak çoğu doktor bunu tavsiye etmektedir. Egzersiz strese karşı harika bir panzehirdir. Bahsettiğimiz stres hormonlarını hatırlayın – hani tehlike ile baş etmenize yardımcı olanlar. Egzersiz kortizol ve adrenalinin çok fazla yükselmesini önlemek için bir yol olup, bedenin istirahat kalp hızı ve oksijen alımını iyileştirir.

Ayrıca egzersizin beyinde size doğal bir neşe hali veren iyi hissettiren endorfin üretmesini tetiklediği de bir gerçektir. Hatta egzersizi antidepresanlar, terapiler (bilişsel davranış tedavisi gibi) ve plasebo ile karşılaştıran 30 çalışmaya ilişkin bir incelemede egzersizin hafif depresyon semptomlarının tedavisinde benzer bir etki sağlayabileceğini sonucuna varılmıştır. Endorfinlerin aynı zamanda immün sistemi güçlendirdiği ve ağrı algısını azalttığı gösterilmiştir – bir taşla üç kuş değil mi?

Düzenli egzersiz bedeniniz üzerinde daha fazla kontrole sahip olmanıza yardımcı olur. Bu da önemli olmayan şeyler için stres yapma olasılığınızın azalacağı ve yapılacak şeylerle başa çıkmanız gerektiğinde daha dirençli olacağınız anlamına gelmektedir. 

X

Yurtdışından bir siteye yönlendiriliyorsunuz, onaylıyor musunuz?