Multipl Skleroz Hakkında Okuduklarınızın Tümü Doğru Değil

2902
08 Ocak 2016 Cuma
Multipl Skleroz Hakkında Okuduklarınızın Tümü Doğru Değil

Multipl skleroz gizemli bir hastalık olup, kuşkusuz sayısız ilginç efsaneyle çevrilidir. Yolarkadaşımsın bu yazısıyla en yaygın efsanelere ışık tutuyor.

İster İnanın İster İnanmayın: Multipl Skleroz Hakkında Okuduklarınızın Tümü Doğru Değil 

En gizemli ünlüler daima en fantastik efsanelere yol açan ünlülerdir. Örneğin Marilyn Monroe veya Michael Jackson; her ikisi de zamansız ölümlerine rağmen halen sayılamayacak kadar efsaneye konu olmaktadır. Multipl skleroz da gizemli bir hastalık olup, kuşkusuz sayısız ilginç efsaneyle çevrilidir.

Multipl skleroza merkezi sinir sisteminin kritik bir kısmına (sinirlerin çevresindeki miyelin kılıf) saldıran bağışıklık sisteminin neden olduğunu biliyoruz, ancak bunu neyin tetiklediğini tam olarak bilmiyoruz. Bilim insanları belli genlerdeki çeşitliliğin bir rol oynayabileceğini göstermekle birlikte potansiyel çevresel tetikleyiciler halen belirsizdir. Bu da sürekli olarak, bazıları makul olabilecek (örneğin vitamin D eksikliği ve MS), fakat çoğu kanıtlanmamış yeni teorilerin ortaya çıkmasına açık kapı bırakmaktadır.

Efsane 1: İnek Sütü MS’e Neden Olabilir mi?

İnek sütünün multipl skleroza neden olabileceği fikri bir süredir ortada dolaşmaktadır. MS’li bazı kişilerde sütteki proteinlerden biri ve miyelin kılıfın bir parçası olan bir diğer protein arasında immünolojik bir çapraz reaksiyon olduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak bu süt proteinlerinin miyeline saldıran bağışıklık sistemi  hücrelerini tetiklediği ileri sürülmüş ancak kanıtlanmamıştır. Bununla birlikte bu alanda çok az çalışma yapılmış ve çok az gerçek kanıta erişilmiş olup, sütsüz bir yaşam için bir neden yoktur, bu yüzden henüz kahvaltınızı sütsüz yapmaya başlamayın!

Efsane 2: Diş Dolguları MS’i Tetikliyor Olabilir mi?

Bir diğer teori diş dolgularının MS’i tetikleyebileceğidir. Bu muhtemelen civa zehirlenmesi belirtilerinin MS’inkilere benzediği gözleminden kaynaklanmaktadır. Dental amalgam civa içerir. Dolgunun MS’e neden olması kadar basit bir neden söz konusu olsaydı, çok daha fazla kişide MS görülürdü. Buna ilaveten  birçok ülkede diş hijyeni iyileşip, gerektiğinde dolgu için giderek daha fazla alternatif materyaller kullanılırken MS insidansının arttığı gerçeği de söz konusudur. Ayrıca vücudun dolgudan emdiği az miktarda civanın sağlığı etkileyecek düzeyin altında olduğu da belirtilmelidir. 2004 yılında tüm verilerde yapılan bir incelemede dolgular ve MS gibi sağlık sorunları arasında bir ilişkiyi destekleyecek yeterli kanıtın olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine de dişlerinizi fırçalamaya devam edin! 

Efsane 3: Sahte Şeker MS’e Neden Olabilir mi?

Yapay tatlandırıcı aspartam bir diğer MS tetikleyicisi efsanesi olarak yerini almaktadır. Bununla birlikte bilimsel literatür incelemelerinde nörotoksisite veya kanser gibi şüphe altındaki çeşitli sağlık riskleri ile nedensel bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu katkının MS’e neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt olmasa da, halen endişeli iseniz, sahte şekeri herhangi bir yiyecek ve içeceğin etiketini okuyarak diyetinizden kolaylıkla çıkarabilirsiniz. 

Efsane 5: Fiziksel Yaralar MS İle Sonuçlanabilir mi?

Fiziksel travma da bazıları tarafından MS’in olası bir nedeni olarak ileri sürülmüştür. Bir çalışmada belli boyun yaralanmalarının beyinde belli kişilerde MS’e neden olan ya da MS’i ağırlaştıran değişikliklere neden olabileceği bulunmakla birlikte, bir boyun yaralanmasının aslında halihazırda mevcut bir hastalığın ‘maskesini düşürmüş olması’ daha kuvvetli bir olasılıktır. Kanıtların büyük çoğunluğu fiziksel travma ve MS’de hastalık başlangıcı veya progresyonu arasında bir ilişki olmadığına işaret etmektedir.

Efsane 5: MS Gerçekten de Otoimmün Bir Hastalık mı?

Hastalığın doğasına ilişkin diğer teoriler de ortaya atılmıştır. Örneğin, multipl sklerozun otoimmün bir hastalık olmadığı, ancak beyin ve omurgadan kan boşaltan damarlardaki anomalilerden (daralma dahil) kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Kronik serebrospinal venöz yetersizlik (KSVY) teorisi gerçekten de ilginç bir teoridir. 2009 yılında yayınlanan bir çalışmada KSVY’nin MS’li kişilerin %90’ında bulunduğu tespit edilmiştir. Bu zamandan beri, KSVY ve MS arasındaki potansiyel bağlantıya ilgi artmış ve çok sayıda çalışma yürütülmüştür – bununla birlikte bu çalışmalardan sağlam bulguların elde edilmemesi bugün bu teorinin geniş çapta değer kaybetmesine yol açmıştır.

Bazı teoriler diğerlerinden daha sakıncalı olabilir – özellikle MS’li kişilerin yaşam tarzı kararlarını etkilediklerinde. Örneğin MS’li kişilerin egzersiz yapmaması gerektiği görüşü gibi. Bu düşünce aşırı ısınmanın rebapsın remitting multipl skleroz formlarının görüldüğü kişilerde alevlenmelere neden olabileceği gerçeğinden kaynaklanmış olabilir. Bununla birlikte, artık düzenli egzersizle mümkün olduğunca aktif kalmanın mesane ve bağırsak fonksiyonu, yorgunluk ve depresyon gibi MS’in birçok semptomunu iyileştirebileceğini biliyoruz. Elbette bu deliler gibi spor yapmanız gerektiği anlamına gelmemektedir. Anahtar nokta, rahat hissettiğiniz düzeyde egzersiz yapmak, düzenli aralar vermek ve serin kalmak için bol miktarda su içmektir. Emin değilseniz, doktorunuzla veya sizin için uygun bir egzersiz programı oluşturmanıza yardımcı olabilecek bir fizyoterapist ile konuşun. 

MS ile ilgili hangi teoriyi okursanız okuyun, bunun oldukça karmaşık bir hastalık olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Gelişiminden tek bir gen çeşitliliği sorumlu olmadığı gibi tek bir çevresel tetikleyici de söz konusu değildir. Bu kadar basit olsaydı bilim insanları yıllar önce bir tedavi bulmuş olurdu. Bununla birlikte, MS hakkında bilmediğimiz birçok şeye rağmen bilim insanları hastalığın yapısı, olası tetikleyiciler ve tedavisi için en etkili yollara ilişkin önemli aşamalar kaydetmektedir. Bu arada, teoriler sadece kendilerini destekleyen kanıtlar kadar kuvvetlidir. Ve Marilyn ile Michael şüphesiz diyeceklerdir ki – her okuduğunuza inanmayın!

X

Yurtdışından bir siteye yönlendiriliyorsunuz, onaylıyor musunuz?